Kutu Kutu Pense Oyunu Ne Demek? Çocukluğumdan Kalan Bir Şarkının ve Dostluğun Hikâyesi
Kayseri’de Soğuk Bir Akşam ve Eski Defterlerim
Kayseri’de yaşadığım evin küçük balkonunda oturup eski günlüklerimi karıştırmayı çok severim. 25 yaşındayım ve hayatımın büyük bir bölümünü yazılarla, notlarla ve küçük anılarla biriktirdim. Bazen birkaç yıl önce yazdığım bir cümleye denk geldiğimde kendimi o günün içinde buluyorum. Aynı heyecanı, aynı kırgınlığı, aynı umudu tekrar hissediyorum.
Geçen kış böyle bir akşamda eski defterlerimden birini açtım. Sayfaların arasında çocukluğuma ait bir kelime gördüm: “Kutu kutu pense.”
Bu iki kelimeyi görünce uzun zamandır hissetmediğim bir sıcaklık kapladı içimi. Çünkü benim için bu sadece bir çocuk oyunu değildi. Bu kelimeler, mahallemizde yankılanan kahkahaların, arkadaşlarımla geçirdiğim güzel günlerin ve artık geri gelmeyecek zamanların küçük bir hatırasıydı.
Defterime yıllar önce şöyle yazmışım:
“Bugün yine hep beraber oynadık. Çok güldüm. Keşke bu günler hiç bitmese.”
O cümleyi okuyunca içimde hem büyük bir mutluluk hem de hafif bir hüzün oluştu. Çünkü çocukken sonsuza kadar süreceğini düşündüğümüz bazı şeylerin aslında ne kadar kısa sürdüğünü büyüyünce anlıyoruz.
Kutu Kutu Pense Oyunu Ne Demek?
Kutu kutu pense, özellikle geçmiş yıllarda çocukların sokaklarda, okul bahçelerinde ve oyun alanlarında sıkça oynadığı geleneksel bir çocuk oyunudur. Oyunun temelinde çocukların el ele tutuşarak bir halka oluşturması ve hep birlikte hareket etmesi vardır.
Oyuncular halka şeklinde dizilir. Birlikte “Kutu kutu pense, elmamı yerse, arkadaşım Ayşe, arkasını dönse” şeklinde söylenen tekerlemeyi tekrar ederler. Tekerlemenin sonunda adı söylenen çocuk arkasını döner. Oyun bu şekilde devam eder.
Bu oyunun en güzel tarafı sadece hareket etmek değildir. Asıl güzelliği, çocukların birlikte vakit geçirmesi, birbirine güvenmesi ve aynı anda aynı duyguyu paylaşmasıdır.
Bugün birçok çocuk ekranların içinde büyürken, benim çocukluğumdaki bu oyunların bende ayrı bir yeri var. Çünkü kutu kutu pense oyunu bana göre sadece eğlence değil; arkadaşlık, paylaşma ve birlikte gülmenin anlamıdır.
Mahallemizdeki O Yaz Günü
Çocukluğumun en güzel anılarından biri Kayseri’de yaşadığım mahallede geçen sıcak bir yaz akşamıdır. O zamanlar yaşım küçüktü. Akşam ezanına kadar sokakta oynar, annelerimizin çağırmasına rağmen birkaç dakika daha kalmak için bahaneler üretirdik.
O gün arkadaşlarımızla apartmanın önünde toplanmıştık. Hava yavaş yavaş serinliyordu. Gökyüzünde turuncu bir renk vardı. Bisikletler kenara bırakılmış, herkes yeni bir oyun bulmaya çalışıyordu.
Bir arkadaşımız “Kutu kutu pense oynayalım” dediğinde hepimiz hemen kabul ettik.
O an hissettiğim heyecanı hâlâ hatırlıyorum. Sanki dünyanın en önemli işini yapıyorduk. Ellerimizi tuttuk, büyük bir halka oluşturduk ve hep birlikte şarkıyı söylemeye başladık.
Kahkahalarımız apartmanların arasında yankılanıyordu.
O gün seçilen isimlerden biri bendim. Arkadaşlarım arkamı dönmemi söylediğinde biraz utanmış, biraz da heyecanlanmıştım. Çocuk aklımla herkesin bana baktığını düşünüyordum.
Ama aslında herkes sadece oyunun tadını çıkarıyordu.
Bugün o anı düşündüğümde içimde büyük bir özlem hissediyorum. O zamanki mutluluğun ne kadar saf olduğunu fark ediyorum.
Bir Oyundan Fazlası Olan Çocukluk Anıları
Yıllar geçtikçe insanların değiştiğini, yolların ayrıldığını ve bazı arkadaşlıkların sadece anılarda kaldığını öğrendim. Çocukken her gün gördüğümüz insanların bazılarını şimdi yıllardır görmüyoruz.
Bu durum bazen beni gerçekten üzüyor.
Özellikle eski fotoğraflara baktığımda içimde garip bir boşluk oluşuyor. Çünkü geçmişte çok değer verdiğimiz bazı anların kıymetini ancak kaybettikten sonra daha iyi anlıyoruz.
Kutu kutu pense oyunu da benim için böyle bir anıdır.
Oyun sırasında kimsenin telefonu yoktu, kimse başka bir yere yetişmeye çalışmıyordu. Hepimiz sadece oradaydık. Arkadaşlarımızla aynı anda gülüyor, aynı şarkıyı söylüyor ve aynı mutluluğu paylaşıyorduk.
Şimdi düşündüğümde, çocukluğumuzun en değerli tarafının bu olduğunu görüyorum.
Birlikte olmak.
Günlüğümde Sakladığım Bir Hayal Kırıklığı
Her güzel anının içinde küçük bir hüzün de saklı oluyor. Benim için de öyleydi.
Ortaokul dönemimde mahallemizdeki eski arkadaş grubumuz yavaş yavaş dağıldı. Bazıları başka şehirlere taşındı, bazıları farklı insanlarla arkadaş oldu. Bir zamanlar her akşam toplandığımız yerde artık daha az çocuk vardı.
Bir gün eski oyun alanımızın önünden geçtim. Çok sessizdi.
O an büyük bir hayal kırıklığı hissettim. Çünkü kafamda hâlâ o eski kahkahalar vardı ama gerçek hayatta o kalabalık artık yoktu.
Eve döndüğümde günlüğüme şunu yazmıştım:
“Bazı yerler aynı kalıyor ama içindeki insanlar değişiyor.”
Bu cümleyi yıllar sonra tekrar okuyunca hâlâ aynı duyguyu hissettim.
Çünkü bazı şeyleri geri getiremiyoruz.
Ama onları hatırlayabiliyoruz.
Kutu Kutu Pense Oyununun Çocuklara Öğrettiği Değerler
Kutu kutu pense oyununun anlamı sadece söylenen sözlerden ibaret değildir. Bu oyun çocuklara farkında olmadan birçok şey öğretir.
Arkadaşlık ve Güven
Çocuklar el ele tutuşarak birbirine güvenmeyi öğrenir. Birlikte hareket etmek, aynı ritmi yakalamak ve grubun bir parçası olmak önemli bir deneyimdir.
Ben çocukken bu oyunda bunu fark etmiyordum. Sadece eğlendiğimi düşünüyordum. Ama bugün baktığımda, aslında arkadaşlığın ilk temellerini o küçük oyunlarda öğrendiğimi anlıyorum.
Paylaşmanın Mutluluğu
Kutu kutu pense tek başına oynanan bir oyun değildir. Bir grubun içinde anlam kazanır.
Bu yüzden bana her zaman paylaşmayı hatırlatır.
Birinin gülmesi herkesi mutlu eder. Bir kişinin heyecanı diğerlerine de geçer. Çocukken bunu doğal olarak yapıyorduk.
Büyüdükçe bazen bu basit mutlulukları unutuyoruz.
Birlikte Hareket Etmenin Gücü
Oyunda herkes aynı anda hareket eder. Kimse grubun dışında kalmaz.
Bence bu yüzden çocukların hafızasında uzun süre kalır.
Çünkü insan, kendini ait hissettiği anları kolay kolay unutmaz.
Kayseri Sokaklarında Kalan Bir Ses
Bazen akşam saatlerinde Kayseri sokaklarında yürürken çocuk sesleri duyuyorum. O sesler bana yıllar öncesini hatırlatıyor.
Bir anlığına kendimi yine küçük bir çocuk gibi hissediyorum.
Sanki birazdan arkadaşlarım gelecek, yine halka oluşturacağız ve oyun başlayacak.
Böyle anlarda hem mutlu oluyorum hem de içimde küçük bir hüzün oluşuyor.
Mutluyum çünkü böyle güzel anılar biriktirmişim.
Hüzünlüyüm çünkü zaman geri dönmüyor.
Ama belki de anıların en güzel tarafı burada saklıdır. Onları tekrar yaşayamasak bile kalbimizde taşıyabiliriz.
Bugünkü Çocuklara Söylemek İstediğim Bir Şey
Eğer bugün bir çocuğa kutu kutu pense oyununu anlatsam, ona sadece kurallarını anlatmam. Ona bu oyunun hissettirdiği duyguyu anlatırım.
Arkadaşlarınla geçirilen zamanın değerini anlatırım.
Birlikte gülmenin, aynı oyunun içinde buluşmanın ve küçük anların aslında ne kadar büyük olduğunu anlatırım.
Çünkü çocukluk dediğimiz dönem, büyük olaylardan değil; küçük mutluluklardan oluşuyor.
Bir topun peşinden koşmak, sokakta arkadaşlarla oturmak, eski bir oyunu tekrar tekrar oynamak…
Bunlar yıllar sonra insanın yüzünde tebessüm oluşturan şeyler oluyor.
Geçmişe Baktığımda Hissettiğim Umut
Eski günleri düşündüğümde sadece kaybettiklerimi görmüyorum. Aynı zamanda hâlâ içimde yaşayan güzel duyguları da görüyorum.
Kutu kutu pense oyunu bana geçmişi hatırlatırken geleceğe dair de umut veriyor.
Çünkü güzel şeyler tamamen kaybolmuyor.
Bir insan çocukken öğrendiği sevgiyi, dostluğu ve paylaşmayı hayatının başka dönemlerine taşıyabiliyor.
Ben bugün 25 yaşında, günlüklerine hâlâ duygularını yazan biri olarak bunu çok iyi anlıyorum.
Bazı kelimeler vardır, sadece kelime değildir.
“Kutu kutu pense” de benim için böyle bir kelimedir.
İçinde çocukluğum var.
İçinde arkadaşlarım var.
İçinde Kayseri’de geçen güzel akşamlar, yarım kalan oyunlar, büyük kahkahalar ve küçük hayaller var.
Belki artık o sokaklarda aynı şekilde oynamıyorum.
Belki o günlerdeki insanlar hayatımın farklı yerlerinde.
Ama o oyunun bana bıraktığı his hâlâ aynı.
Birlikte olmanın güzelliği.
Dostluğun sıcaklığı.
Ve geçmişin kalbimizde bıraktığı unutulmaz iz.
İlgili Yazımız: Burçlarda karşıt ne demek ?